Logo

Size iyi geleceğiz...


Icon

Telefon

+90 850 308 31 93

Icon

E-Posta

altunizade@isavak.org

Icon

Adres

Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul

Bülten


Düğün Listesi mi, Değerler Listesi mi?

27 Mart 2026 Cuma
Blog Details

Evlilik hazırlığında olan çiftlerle konuşurken çok sık aynı sahneyle karşılaşıyorum. Düğünle ilgili her şey neredeyse milim milim planlanmış oluyor: mekan belli, masa düzeni hazır, gelinlik seçilmiş, hatta şarkılar bile listelenmiş. Ama sohbet biraz derinleşip “nasıl bir evlilik istiyorsunuz?” diye sorduğumda, ortada belirgin bir cevap olmayabiliyor. İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor.

 

Evlilik hazırlığında olan çiftlerle konuşurken çok sık aynı sahneyle karşılaşıyorum. Düğünle ilgili her şey neredeyse milim milim planlanmış oluyor: mekan belli, masa düzeni hazır, gelinlik seçilmiş, hatta şarkılar bile listelenmiş. Ama sohbet biraz derinleşip “nasıl bir evlilik istiyorsunuz?” diye sorduğumda, ortada belirgin bir cevap olmayabiliyor. İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor Çünkü düğün dediğimiz şey, aslında tek bir gün. Evlilik ise o günden sonra başlayan uzun bir süreç. Ve bu sürecin nasıl ilerleyeceğini belirleyen şey; dışarıdan görünen detaylar değil, iki insanın birbirine nasıl yaklaştığı, neyi önemsediği ve zor anlarda nasıl davrandığıdır. İnsan zihni doğal olarak somut olanı planlamaya daha yatkın. Menü seçmek, meka gezmek, davetli listesi oluşturmak… Bunların hepsi net, ölçülebilir ve kontrol edilebilir şeyler. Ama “tartıştığımızda ne yapacağız?” ya da “ben kırıldığımda sen nasıl yaklaşacaksın?” gibi sorular daha belirsizdir. Belki de bu yüzden çoğu çift bu alanı biraz ihmal eder. Oysa evliliğin asıl yükünü taşıyan yer tam olarak burasıdır. Aslında ilişki dediğimiz şey, iki kişinin değerlerinin bir araya gelmesi demektir. Sadakat sizin için ne ifade ediyor? Ailelerin sınırı nerede başlıyor, nerede bitiyor? Para yönetimi nasıl olacak? Sevgi nasıl gösterilecek? Bunlar konuşulmadığında, evlilikte yaşanan birçok sorun “beklenmedik” gibi görünür ama çoğu zaman sadece “önceden konuşulmamış”tır. İlişkiler üzerine yıllarca araştırma yapan John Gottman da tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor. Gottman’ın çalışmalarına göre çiftlerin yaşadığı problemlerin büyük bir kısmı aslında tamamen ortadan kaldırılabilir değil. Yani mesele, hiç sorun yaşamamak değil; sorunları nasıl yönettiğiniz. Hatta araştırmalar, çiftlerin yaklaşık %69 oranında “çözülemeyen ama yönetilebilen” problemlerle yaşadığını gösteriyor. Bu şu anlama geliyor: farklılıklar kalıcıdır ama ilişkiyi yıkıp yıkmayacağını belirleyen şey, o farklılıklarla nasıl baş ettiğinizdir. Bu noktada küçük ama kritik bir fark ortaya çıkıyor. Bir çift, düğün hazırlığına ayırdığı enerjinin çok küçük bir kısmını bile ilişki dinamiklerini konuşmaya ayırsa, evlilikte karşılaşacağı pek çok kriz daha başlamadan yumuşayabilir. Ama çoğu zaman şu cümleler evlendikten sonra duyuluyor: “Sen neden böyle tartışıyorsun?”, “Ben böyle büyütülmedim”, “Ailen neden bu kadar karışıyor?” Aslında bunların hiçbiri sürpriz değil; sadece önceden konuşulmamış konular. Gottman’ın “Dört Atlı” olarak tanımladığı iletişim biçimleri de burada devreye giriyor: eleştiri, savunma, küçümseme ve duvar örme. Bu dört davranış biçimi, ilişkilerinzamanla yıpranmasında en güçlü göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. İlginç olan şu ki, çiftler genelde bu iletişim tarzlarını fark etmeden kullanıyor. Ama bu tarzlar zamanla sevgiyi beslemek yerine mesafeyi büyütüyor. İşte bu yüzden evlilik öncesinde sadece “nasıl mutlu oluruz?” değil, “nasıl tartışırız?” sorusunun da cevabını birlikte aramak gerekiyor. Evlilik aslında “ben” ve “sen”in toplamı değildir. Ortaya yeni bir yapı çıkar: “biz”. Ama bu “biz” kendiliğinden oluşmaz. İnşa edilir. Ve bu inşanın temel malzemesi ortak değerlerdir. Birlikte belirlenmiş sınırlar, anlaşılmış beklentiler ve kabul edilmiş farklılıklar… Bunlar olduğunda, çiftler zor zamanlarda neye tutunacaklarını bilirler. Belki romantik gelmeyebilir ama şunu söylemek isterim: Bazen bir akşam oturup “biz nasıl bir evlilik istiyoruz?” diye konuşmak, en güzel düğün organizasyonundan bile daha değerlidir. Çünkü o konuşma, ilişkinizin yönünü belirler. Tartıştığınızda ne yapacağınızı bilmek, sevildiğinizi nasıl hissettiğinizi anlamak, birbirinizi nasıl sakinleştireceğinizi konuşmak… Bunlar küçük gibi görünür ama uzun vadede ilişkiyi ayakta tutan şeylerdir. Düğün günü gelip geçer. Fotoğraflar kalır, anılar kalır. Ama evlilik dediğimiz şey her gün yeniden kurulur. Bu yüzden belki de en önemli soru şu: Siz sadece güzel bir düğün mü planlıyorsunuz, yoksa sağlam bir ilişki mi kuruyorsunuz? Düğün listenizi elbette yapın. Keyfini çıkarın, heyecanını yaşayın. Ama kendinize şu alanı da açın: Değerlerinizi konuşmak için. Çünkü mutlu bir evlilik, güzel başlayan değil; doğru temeller üzerine kurulan evliliktir. 

Klinik Psikolog Begüm Turanoğlu