+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
İnsan ilişkilerinde bir davranış değişikliği oluşturmak istediğimizde çoğu zaman ilk aklımıza gelen yöntemler; konuşmak, uyarmak, eleştirmek, cezalandırmak ya da küserek mesafe koymak olur. Oysa bu yaklaşımlar her zaman beklenen etkiyi yaratmaz; hatta bazen ilişkiyi zorlayarak karşı tarafın savunmaya geçmesine neden olabilir. Davranışçı yaklaşımın öncülerinden B. F. Skinner ise davranışı değiştirmenin daha etkili bir yoluna dikkat çeker: pozitif pekiştirme.
Pozitif pekiştirme, istenen bir davranışın ardından o davranışı destekleyen olumlu bir geri bildirim vermektir. Bu bir ödül, takdir, ilgi ya da sıcak bir söz olabilir. Örneğin çocuğunuz sorumluluğunu yerine getirdiğinde bunu fark edip “Bunu kendi başına yapman çok hoşuma gitti” demek; eşiniz size destek olduğunda bunu görüp teşekkür etmek gibi küçük ama etkili geri bildirimler, o davranışların tekrar edilme olasılığını artırır. Böylece kişi neyin doğru ve değerli olduğunu daha net öğrenir.
Olumlu davranışları artırdıkça olumsuz davranışların çoğu zaman kendiliğinden azalması beklenir. Çünkü insanlar fark edildikleri, takdir edildikleri ve değer gördükleri alanlarda daha çok çaba göstermeye eğilimlidir. Buna rağmen günlük hayatta çoğu zaman hataları daha hızlı fark eder, doğruları ise gözden kaçırırız. Bu da ilişkilerde dengenin olumsuza kaymasına neden olabilir. Davranış değişikliği oluşturmak istiyorsak, sadece yanlışları düzeltmeye çalışmak yerine doğru olanı görünür kılmak ve güçlendirmek çok daha sürdürülebilir bir yol sunar. Küçük ama samimimi ve tutarlı olumlu geri bildirimler, hem davranışı hem de ilişkinin duygusal kalitesini dönüştürebilir.
Kendi davranışlarımızı değiştirmek de başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerde olduğu gibi pekiştirme süreçlerine dayanır. Çoğu zaman insanlar değişim sürecinde yalnızca büyük hedeflere odaklanır ve küçük adımları yetersiz görür. Oysa davranışçı yaklaşımın kurucularından B. F. Skinner’ın da vurguladığı gibi, davranışlar küçük ve tekrarlanan pekiştirmelerle kalıcı hale gelir. Eğer kişi attığı küçük adımları fark etmez, kendine takdir ya da içsel bir ödül sunmazsa, süreç giderek zorlaşır. “Zaten yeterince iyi değil” düşüncesi motivasyonu zayıflatır ve kişi büyük hedeflere ulaşmadan önce pes edebilir. Oysa her küçük ilerlemeyi fark etmek örneğin bir gün daha düzenli beslenmek, planına kısmen uymak ya da sadece denemeye devam etmek davranışın sürdürülmesini destekler. Kendine yönelik şefkatli ve destekleyici bir yaklaşım geliştirmek, değişimi hızlandırır. Çünkü kişi, ilerleme hissini yaşadıkça motivasyonu artar ve daha büyük adımlar atmak için içsel güç bulur.
Değişim iradeyi aşan bir meseleye ancak bu şekilde dönüşmemiş olur. Değişim sürecinde iradeyi zorlamak yerine onun sınırlarını ve ihtiyaçlarını gözetmek daha sürdürülebilir bir yol sunar. Dinlenme, esneklik ve küçük ödüllerle desteklenen bir yaklaşım, iradenin tükenmesini önler. Böylece kişi kendine yüklenmeden, daha dengeli ve istikrarlı bir şekilde değişimi sürdürebilir.
Klinik Psikolog Merve Nur Gündoğdu