Logo

Size iyi geleceğiz...


Icon

Telefon

+90 850 308 31 93

Icon

E-Posta

altunizade@isavak.org

Icon

Adres

Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul

Bülten


Aşırılıktan Uzak Sağlıklı Aileler Kurmak

13 Mayıs 2026 Çarşamba
Blog Details

Evlilik ve ailede sağlıklı denge; önce insanın kendi iç dengesini kurabilmesiyle başlar. Kendisini tanıyan, duygularını fark edip düzenleyebilen kişi hem kendisiyle hem de çevresiyle daha sağlıklı bağlar kurabilir. Aksi halde aşırı fedakârlık, tükenmişlik, kırgınlık ve ilişki sorunları ortaya çıkabilir. Sağlıklı bir evlilik; sevgi, mantık, saygı ve fedakârlığın dengeli şekilde bir arada olmasıyla güçlenir. Ne yalnızca yoğun duygular ne de sadece mantık ilişkileri ayakta tutar. Aşırı bağlılık kişinin kendini kaybetmesine, aşırı mantık ise duygusal uzaklığa sebep olabilir. Aile içinde denge özellikle çocuk yetiştirirken daha da önemlidir. Çocuklar sadece söylenenleri değil, evin duygusal atmosferini de hisseder. Bu yüzden aşırı koruyuculuk da ilgisizlik de çocuğu olumsuz etkiler. Sağlıklı aile ortamı; sevgi, sınır, iletişim ve tutarlılığın dengeli olduğu bir yapıyla oluşur. Mutlu çocuklar çoğu zaman kusursuz anne babadan değil; birbirine saygı duyan, dengeli ve huzurlu aile ortamın

Evlilik ve aile kurmak, hayatın en güçlü ama aynı zamanda en hassas dengelerini içinde barındırır. Sağlıklı bir aile yapısının temeli, önce kişinin kendi iç dengesini koruyabilmesinden geçer. Kendisiyle bağı güçlü olan bir insan, ilişkilerinde de daha anlayışlı, sabırlı ve sağlıklı bir denge kurabilir. Bu yüzden mutlu bir evlilik ve huzurlu bir aile ortamı; fedakarlıkkadar sınırları bilmeyi, paylaşmak kadar biricikliği koruyabilmeyi de gerektirir.

 İnsanın kendi içinde kurduğu denge en önemli denge olarak kabul edilir. Kişinin ruhsal, zihinsel ve fiziksel dengesini koruması için kendisini tanıması gerekir. Birçok kişi iç görü geliştiremeden hayatına devam eder. İç görüsü olmayan insan kendi duygu düşünce dünyasını tanımakta zorlanır. Davranışlarındaki aşırılıkları ve eksiklikleri fark edemez. Aşırılıklar ve eksiklikler olduğunda ise bir denge kurulamaz. Dengenin olmadığı yerde düzenlenemeyen duygular olur. Duygularını tanıyıp düzenleyemeyen insan kendinden uzaklaşır. Kendiyle bağ kuramadığında diğerleri ile bağ kurmakta da zorlanır. Duygu ve düşünce dünyasının tanınması kişinin sınırlarını bilmesini ve hayatındaki öncelikleri sağlıklı bir şekilde belirleyebilmesini sağlar. İhtiyaçlarını fark etmeyen insan her şeye yetişmeye çalışıp sürekli fedakarlık yaparak tükenir. Bu yorgunluk tahammülsüzlüğe, kırgınlığa ve kızgınlığa sebep olabilir. Kişinin kendine iyi bakmayı öğrenmesi sağlıklı bir yaşamın temel parçasıdır. İnsan kendi içinde huzurlu olduğunda çevresiyle de huzur içinde yaşayabilir. Aile içinde denge kurmanın ilk adımı kişinin dengeli bir tutum sergilemesi olarak görülür.

 Evlilikte denge, iki insanın sadece birbirini aşırı sevmesiyle değil; tüm unsurları gözetmesiyle olur. Sevgi, mantık, fedakarlık, saygı sağlıklı şekilde bir arada tutulduğunda denge ortaya çıkar. Kalp ve akıl arasında dengeyi gözetmek sağlıklı evliliklerin temelini atar. Bir ilişkide duyguların tamamen kontrolü ele alması da her şeyin yalnızca mantık üzerinden yürütülmesi de zamanla ilişkiyi yıpratabilir. Çünkü sağlıklı bir evlilik ne yalnızca yoğun duygularla ne de sadece kurallara ayakta kalır; ikisinin arasında kurulan dengeli bağla güçlenir.Aşırı sevgi bazen kişinin kendi sınırlarını kaybetmesine neden olabilir. Eşini mutlu etmek için sürekli kendinden vazgeçmek, tüm hayatını ilişkiye göre şekillendirmek ya da karşı tarafı hayatının merkezi haline getirmek bir süre sonra sağlıksız bir bağımlılığa dönüşebilir. İlişkide sürekli mantıkla hareket etmek de duygusal bağı zayıflatabilir. Her konuyu hesaplamak, sürekli haklı olmaya çalışmak, duyguları geri plana atmak ya da ilişkiyi sadece sorumluluklar üzerinden yürütmek zamanla eşler arasında mesafe oluşturabilir.

Aile içinde denge kurmak, özellikle anne-baba olduktan sonra daha da önemli hale gelir. Çünkü çocuklar sadece söylenenleri değil, evin içindeki duygusal atmosferi de hissederler. Bir çocuğun üç ebeveyni vardır; anne, baba ve anne baba arasındaki ilişki. Bu yüzden önemli olan çocuğa sadece tüm imkanları sunmak değil, aynı zamanda dengeli ve güvenli bir aile ortamı kurmaktır. Tutarlı ebeveynlik de aşırılıklardan uzak olur. Aşırı koruyucu tutum sergilemek ya da aşırı ilgisiz bırakmak sağlıklı aile ortamını zedeler. Çocuğun her istediğini yapmak ya da katı kurallar koymak da aşırıya kaçmak olur. Her aşırılık beraberinde bir zorluğu getirir. Bir çocuğa sürekli müdahale edilirse kendi kararlarını vermekte zorlanır. Hiç görülmeyen bir çocukta ise güvensizlik duygusu oluşur. Evin içinde çocuk sevgide, mantıkta, sınırda, sohbette hep bir denge ihtiyacı duyar. Anne babanın aşırı çocuk odaklı olmaması da dengeli bir ailenin parçasını oluşturur. Çocuğun hayatını tamamen kendi hayatının önüne koymak da aşırılık örneği olur. Birçok ebeveyn zamanla bütün enerjisini yalnızca çocuğa yönlendirip eş ilişkisini, kişisel ihtiyaçlarını ve kendi ruhsal dengesini ihmal eder. Mutlu ve sağlıklı çocuk çoğu zaman mükemmel anne babadan değil; birbirine saygı duyan, iletişim kurabilen ve kendi içinde dengeli kalabilen aile ortamından çıkar.

Psikolog Elif Büşra Bozali Güneş