+90 850 308 31 93
altunizade@isavak.org
Altunizade Mah, Kısıklı Cad. NO:51 Üsküdar / İstanbul
Sözlükte “yapılan iyiliği bilmek ve onu yaymak, iyilik edeni iyiliğiyle övmek; minnettarlık” anlamlarına gelen şükür, tariflerin çok ötesinde bir deneyim. Ne eksiksiz bir duyguyu anlatır, ne sadece bir eylemi. Daha çok süreğen bir iyi oluş halidir ifade edilen.
Olumsuzun ve kötünün bu kadar yayıldığı bir dünyada, olumlu olanı tekrar tekrar hatırlamak gerekir. Çünkü dikkatimizi neye verirsek, zihnimiz oraya daha çok odaklanmaya başlar. Nörobilim bize diyor ki, sürekli şikâyete ve eksikliğe odaklanan bir zihin, zamanla o söylemlerle kilitlenir. Şükür ise bu kilidi açan bir anahtardır. İslam geleneğinde şükür, daha derin bir kavramdır. Kelimenin ruhu, bilinen tanımların çok ötesine geçer. Tasavvuf büyüklerinden Kuşeyrî’nin belirttiği gibi, şükür “derin bir saygıyla nimet sahibinin iyiliğini anmak”tır. Bu bakış, bizi sadece nimete değil, nimetin ötesini de düşünmeye yöneltir. Râgıb el-İsfahânî ise bu anlayışı üç boyuta taşır: Nimeti zihnimizde tutmak kalple şükür, nimeti vereni övgüyle anmak dille şükür, nimete lâyık bir şekilde karşılık vermek ise organlarla şükürdür.
Müslim’de geçen bir hadiste bu incelik ne güzel anlatılır: “Mü’minin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.”
Bunun yanı sıra pozitif psikoloji alanında Emmons ve McCullough’un şükür ve psikolojik iyi oluş üzerine yaptıkları araştırma gösteriyor ki; 9 hafta süren çalışmadan sonra şükür koşulunda olan katılımcılar diğer gruplara kıyasla kişisel hedeflerinde daha fazla ilerleme, daha az fiziksel şikayet, daha fazla iyimserlik ve daha yüksek bir iyi oluş hali bildirmişlerdir.
Peki tüm bunlardan sonra şükür pratiğine nasıl başlanır? Aslında büyük şeylere gerek yok; hayatımızda var olan, zamanla alıştığımız için sıradanlaşsa da aslında yokluğu da mümkün olan, eksikliğinde bir şeylerin aksayacağı ya da zorlaşacağı unsurları fark edip kaydetmekle başlayabiliriz. Böylece hoş bir şükran duygusunun işlevselliğe, psikolojik iyi oluşa, hayatla kurduğumuz ilişkiyi derinleştirip daha bilinçli, anlam odaklı bir duruş geliştirmeye yol açması için zihnimizde yeni ve olumlu bir rota çizebiliriz
Sonuç olarak şükür; dilde bir kelime, zihinde bir farkındalık ve kalpte bir itminan halidir. Unutmamalıyız ki; hayatımızdaki güzellikler biz onları fark edip kıymetini bildikçe görünür hale gelir.
"Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: 'Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım.” (İbrahim Suresi, 7)
Klinik Psikolog Esra Güneş